Hayatına anlam katan yavrusuyla birlikte bambaşka bir hayata başlayan ve yeni başlangıçlar yapan bir annenin,içini döktüğü yer :) Yalnızlık lafın gelişi...
acı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
acı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Mayıs 2016 Çarşamba
Kara Murat Benim!!
Evet,bugün bahsetmek istediğim durum benim tabirimle "kara murat sendromu".
Hayat denen şey çok sürprizli olduğu için her an bize "nanik" yapmaya hazırdır. Hepimiz iyi kötü şeyler yaşayarak hayatımıza devam ederiz. Bazen güler geçeriz.Bazen sendeleriz,düşeriz,hatta dibi görürüz sonra ayağımızı yere vurup bir kuvvet yukarı çıkarız. Süreç böyle işler.
Yani böyle işlemeli. Ama biz milletçe biraz arabesk olduğumuz için, tam ayağa kalkmışken kendi kendimizi tekrar dibe çekeriz. Hatta bundan zevk alırız.
Geçmişi geçmişte bırakamama ve "kara murat sendromu" da tam burada ortaya çıkar. Birinin yaşadığı tanıdık bir acıda ya da durumda okları hemen kendimiz çevirir "bende,bende aynen!!" demeye başlarız. Aslında o yara kapanmıştır,kabuk bağlamıştır. Ama biz bilmem kaç sene öncesine dönüp o yarayı kendimiz kanatırız.
Burda suçlu olan kimdir,zamanında bunu bize yaşatanın tabi ki payı büyüktür ama en başa dönen aynı acıyı kendimize hatırlatan bizim hiç mi suçumuz yoktur.
Ben diyorum ki,yeteri kadar Kara Murat olduk artık Raga Oktay olma zamanı :)
27 Ocak 2016 Çarşamba
Dip
Bazen dil bir şey söyler kalp başka bir şey. Ağzımızdan çıkanlar keşke kalbimizden de çıksa,hemen çıkabilse.
Hemen iyileşeyim istedim,hemen çıkayım o karanlıktan. Ama dip gözükmeden,ayağını vurup çıkamıyormuşsun. Olmuyormuş.
Dipteyim,karanlık ve acı. Baktım da karanlıkta canavar zannettiklerim sadece gölgeymiş. Canavar yokmuş,kendi gölgemden korkmuşum.
Bu işin raconu buymuş. Kirpiklerimden ayak ucuma kadar canım yandı,etlerim kopuyor zannettim. Kalbim acıdan patlayacak sandım. Ama baktım sonu yok,daha aşağısı yok.
Derinlere indim,şimdi nefes alma vakti.
Ayağımı yere vurdum,güç aldım ve yukarı çıkmaya başladım...
Ha gayret :)
Hemen iyileşeyim istedim,hemen çıkayım o karanlıktan. Ama dip gözükmeden,ayağını vurup çıkamıyormuşsun. Olmuyormuş.
Dipteyim,karanlık ve acı. Baktım da karanlıkta canavar zannettiklerim sadece gölgeymiş. Canavar yokmuş,kendi gölgemden korkmuşum.
Bu işin raconu buymuş. Kirpiklerimden ayak ucuma kadar canım yandı,etlerim kopuyor zannettim. Kalbim acıdan patlayacak sandım. Ama baktım sonu yok,daha aşağısı yok.
Derinlere indim,şimdi nefes alma vakti.
Ayağımı yere vurdum,güç aldım ve yukarı çıkmaya başladım...
Ha gayret :)
22 Aralık 2015 Salı
İdare Edemiyorum
Uzun zaman olmuş yazmayalı,ne değişikli var derseniz genelde aynı. biz yavruyla rutini sağladık,ara da dalgalanmalar olsa da idare ediyoruz.
Geçen ay buraya geldiğinde konuşmaya gittim, yavru ile ilgili anlaşamadığımız bazı noktalar vardı. Önce sinirli sinirli konuştuk. Bazı şeyler için birbirimizi suçladık, iyice kızdım tam böyle patlayacaktım birden ''idare edemiyorum'' dedi...
Kalakaldım...
Dedim neyi, para mevzularını falan mı ''Hayır yavrusuz hayatı'' dedi. Hiç bir şey diyemedim,sustum.
Biran boynuna sarılıp geçecek bugünler demek geldi içimden,ama durdum. Baktım üzülüyordu. İçimden dedim üzüleceksin tabii ne sanmıştın, ben günlerce kahroldum.
Biz nasıl öğrendiysek idare etmeyi sen de öğreneceksin, unutma bu senin seçimin...
6 Ekim 2015 Salı
Boşlukmuş
Megaköy den babasının yanından geldiğimizden beri yavru garip,iyi mi kötü mü tam çözemedim. Babasıyla ilgili hiç bir şey sormuyor,ben sorduğumda da cevap vermiyor. Normalmiş sessizlik aşamasına geçti dediler. O eski ağlamalar,babama gitmek istiyorum tutturmaları bitti.
Dün aradım,dedim oğlan böyle böyle sen nasıl oldun o gittikten sonra? Biz gittikten sonra demedim zaten adam benden çoktan gitmiş :) Tamam bir kalastır,duygusuzdur ama en azından az biraz duygularından bahseder dedim.
Cevap 'Geldiğinde hemen alışıyorum,gidince bir boşluk oluşmuyor değil' dedi. Ne bekliyordum acaba,içim yanıyor ciğerim sökülecek gibi oluyor mu diyecekti...
Boşluk dedi,o kadar. Yani içi doldurulabilir. Çok üzgünüm. Beni sevmemesini kaldırabilirim ama yavruyu. Sadece boşluk mudur evladın yokluğu...
İçim acıyor.
Y.A
Etiketler:
acı,
anla artık,
bekar anne,
boşanma,
boşluk,
evlat
29 Eylül 2015 Salı
Ne gerek vardı
Benim eski şahısın annesi beni ilk gördüğü günden beri çok severdi. Adeta aramızda bir anne kız ilişkisi vardı,asla söz söylemez,kati suretle laf arasında iğnelemezdi :) Demek isterdim ama gerçek olamayacak kadar abes olurdu. Beni hiç sevmedi gerçi bende onu. Tam seviyordum öyle bir şey yapardı ki ama başkasının yanında adeta can ciğer kuzu sarması olurduk. Onları ailede boşanma moda idi,evlenen bütün kuzenleri boşandı. Günün birinde bizimde o nihai sonuca ulaşacağımız belliydi.
Benim eski dedi ki 'bitti,seni artık sevmiyorum' . Bir kaç günün sonunda şoktan çıktım,tamam dedim diye hatırlıyorum. Hemen boşanalım dedi,ne olduğunu anlamadan boşandık. Burası ayrı bir hikaye. Ben o anti-sosyal insanın ailevi ilişkilerini de idare ettiğim için dedim annesine bir mail atayım. Dedim siz her zaman benim annemsiniz,beni de kabul ederseniz her zaman evladınız olarak kalmak isterim. Bana gerçekten çok güzel bir cevap yazmıştı. Önce konuşmaya hazır değildik yazıştık,sonra 2-3 günde bir uzun uzun telefon konuşmaları yapmaya başladık. Birbirimize destek olmaya çalıştık ve o güne kadar hakkını yediğimi düşündüm. Gerçekten bana karşı çok anlayışlıydı. Bayramda eski ile yavruyu görmeye geleceklerini söyledi. Onları yalnız görmek istemediğin,benim de gelmemi rica etti. Geldikleri ilk gün en azından bir kahve içeyim diye yanlarına gittim.
Önce sarıldık öpüştük,geçtik bir yere eski yavruyla oynarken bizde bir kahve içelim dedik. Ve hiç beklemediğim bir anda sözleri ok gibi kalbime saplandı:
- Senin yerine kendimi koymaya çalışıyorum,terk edilen kadın olmak çok zor olsa gerek.
- Ben 17 sene önce boşandım,ayyy hala arıyor beni vazgeçememiş.
- Bu kolay atlatılabilecek bir şey değil,işin zor.
- Oğlumu çok iyi gördüm. Kafası netleşmiş,huzurlu buldum.
- Benimle eskiye oranla çok daha samimi,her gün arıyor oğlum.
Ve beynim uyuştuğu için hatırlayamadım dahası...Ne gerek vardı hala anlayabilmiş değilim. Bunlar ailecek dengesiz.
Sonrası mı,o ayrı bir yazı olsun.
Y.A
Etiketler:
acı,
anla artık,
bekar anne,
boşanma,
evlat,
sabır
25 Eylül 2015 Cuma
Ah şu güvercinler
Yeni şehre taşınmamızdan birkaç gün sonra yavruyu parka götürdüm. Götürdüm diyorum ama bilinç düzeyim yaşadığım şoktan dolayı kapalıydı.Kesik kesik hatırlıyorum. Neyse gittik parka salıncak,kaydırak,tahteravalli derken yavru kendini parka kaptırdı. Sağa sola baktım,parktaki herkesi inceledim derken orada bir güvercin topluluğu gördüm. Ne güzel kuş gibi uçsak adlı saçma geyiğe dalmışken gözüme erkek olduğunu düşündüğüm bir güvercin ilişti. Kuyruğunu açmış,kabarmış bazı güvercinlere dans ederek kur yapıyordu. Biri olmazsa diğeri ' aaaa dedim erkek milleti işte!'
Derken benim gibi hafif safça bir güvercini kandırdı,yazık saf güvercin onu takip ederek onunla gitti. Kim bilir ne umutları vardı! Birlikte uzak diyarlara uçacaklarını,birlikte yaşlanıp tüyleri beyazlaşana kadar birlikte olacaklarını düşünüyordu.Ama bizim çapkın güvercin ne yaptı dersiniz o kandırdığı saf güvercin yanına gelince kısa bir süre sonra ' Kusura bakma,aile olma sorumluluğu bana ağır geldi. Senden sıkıldım ' diyerek ortamdan pırrr diye uzaklaştı ve başka bir saf güvercin bulmak üzere uçtu.O an o geride kalan güvercini teselli etmek istedim.Kıyamam,sen buna bakma ,erkek değil mi insan olsun hayvan olsun hepsi aynı demek istedim. Ben seni anlıyorum deyip tam boynuna sarılacaktım ki,benim yavrunun 'anneeeeee,dondurma al' deyişiyle gerçek dünyaya döndüm.
Aklım hala güvercinde...
18 Eylül 2015 Cuma
İç Karmaşıklığı
Bana 'hadi canım yandan yandan !' diyeli yaklaşık 5 ay,boşanalı 4 ay oldu. Tabiri caizse pılımı pırtımı topladım birkaç kıyafet ve yavrunun oyuncaklarını aldım çıktım o evden. Kariyer sahibi kişilik biz başka bir şehre taşınırken bile o gün bir konferansa gitti,Allah'tan biz evden çıkmadan geldi. Arkama bile bakamadan bıraktım çıktım...
Daha sonra o eve bir kere gitmek zorunda kaldım,her şey bıraktığım gibiydi. Sadece evin ruhu yoktu,buz gibi soğuk gelmişti yaz ortasında. Bir ara annesi geldi evi değiştirmişler,projeksiyon makinesi falan almış ki televizyonumuz 10 yıllık 70 ekrandı ve çalışmıyordu. Ona rağmen ne gerek var derdi,neyse... Geçen gün sanırım sohbet edebileceği kimse olmadığı için yavruyla skype yaparken bana evin yeni halini gösterdi. Benim günlerce arayıp bulduğum tabloları astığını,çok beğenerek aldığım ve her yerinde bir anısı olan eşyalarımı nasıl kendine göre döşediğini anlattı. Önce anlayamadım,gerçekten anlam veremedim. Bir insan bir insana bu kadar can acıtıcı bir şeyi neden yapar? Yaptığının farkında mı acaba,bilerek yapıyor olabilir mi? Bu kadar ahlaksız olabilir mi?
Yarın yavruyu bir kaç günlüğüne yanına götüreceğim,ben bir arkadaşımda kalacağım ama o akşam geç geleceği ve biz öğlen orada olacağımız için benim eski onun yeni evine gitmek zorunda kalacağım. Midemde koca bir taş var sanki. Hiç gitmek istemiyorum ama bu durumla yüzleşmem de lazım biliyorum. İçim çok karışık,karmakarışık...
Bulanık.
Y.A
Daha sonra o eve bir kere gitmek zorunda kaldım,her şey bıraktığım gibiydi. Sadece evin ruhu yoktu,buz gibi soğuk gelmişti yaz ortasında. Bir ara annesi geldi evi değiştirmişler,projeksiyon makinesi falan almış ki televizyonumuz 10 yıllık 70 ekrandı ve çalışmıyordu. Ona rağmen ne gerek var derdi,neyse... Geçen gün sanırım sohbet edebileceği kimse olmadığı için yavruyla skype yaparken bana evin yeni halini gösterdi. Benim günlerce arayıp bulduğum tabloları astığını,çok beğenerek aldığım ve her yerinde bir anısı olan eşyalarımı nasıl kendine göre döşediğini anlattı. Önce anlayamadım,gerçekten anlam veremedim. Bir insan bir insana bu kadar can acıtıcı bir şeyi neden yapar? Yaptığının farkında mı acaba,bilerek yapıyor olabilir mi? Bu kadar ahlaksız olabilir mi?
Yarın yavruyu bir kaç günlüğüne yanına götüreceğim,ben bir arkadaşımda kalacağım ama o akşam geç geleceği ve biz öğlen orada olacağımız için benim eski onun yeni evine gitmek zorunda kalacağım. Midemde koca bir taş var sanki. Hiç gitmek istemiyorum ama bu durumla yüzleşmem de lazım biliyorum. İçim çok karışık,karmakarışık...
Bulanık.
Y.A
14 Eylül 2015 Pazartesi
Vicdan mı?
Seninle evlenme ve sana aşık olma sebeplerimden biri senin çok vicdanlı bir insan olduğunu düşünmemdi. Bazen benden daha hassas ve özellikle çocuklar konusunda çok itinalı davranışlarınla kalbimi kazanmıştın. Zaten bundan dolayı senden çocuk sahibi oldum,zannettim ki birlikte büyüteceğiz.
Ama ama ama sen ne yaptın. daha 3,5 yaşında sana son derece muhtaç olan bir evladı bıraktın. Baba olmak bana ağır geldi dedin. Ben hala aptal gibi ayrı şehirlerdeyken bile aranız bozulmasın diye 4 aydır kendimi paraladım.
Her sorunda olduğu gibi gene kaçtın. Senin çocuğumuzda açtığın yaraları ben tek başıma kapatmak zorunda kaldım. Her şeye tamam dedim. Ben tolerans gösterdikçe sen rehavete geldin. Yeter,artık ister ara ister arama umurumda değil. O benim olduğu kadar senin de çocuğun. Daha çok küçük düzgün bir iletişim kuramazsan seni unutur gider,bundan sonra kılımı kıpırdatmayacağım.
Ne halin varsa gör...Vicdansız.
Ama ama ama sen ne yaptın. daha 3,5 yaşında sana son derece muhtaç olan bir evladı bıraktın. Baba olmak bana ağır geldi dedin. Ben hala aptal gibi ayrı şehirlerdeyken bile aranız bozulmasın diye 4 aydır kendimi paraladım.
Her sorunda olduğu gibi gene kaçtın. Senin çocuğumuzda açtığın yaraları ben tek başıma kapatmak zorunda kaldım. Her şeye tamam dedim. Ben tolerans gösterdikçe sen rehavete geldin. Yeter,artık ister ara ister arama umurumda değil. O benim olduğu kadar senin de çocuğun. Daha çok küçük düzgün bir iletişim kuramazsan seni unutur gider,bundan sonra kılımı kıpırdatmayacağım.
Ne halin varsa gör...Vicdansız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
